Dupuytren kontraktürü hastalığı; sebebi tam olarak cevaplanmamış olsa bile, genellikle ellerini yoğun ve zorlayıcı işlerde kullanan, avuç içi travmasına yoğun maruz kalan kişilerde ve sistemik hastalığı bulunanlarda daha sık olarak görülen bir hastalıktır.
Dupuytren kontraktürü, özellikle el cerrahisi alanında önemli bir klinik konudur. Hastalığın tanınması ve tedavisi, hastaların yaşam kalitesini artırmak açısından kritik bir rol oynar. Bu nedenle, hastalığın erken dönemde fark edilmesi ve uygun tedavi yöntemlerinin uygulanması büyük önem taşır.
Ayrıca, Dupuytren kontraktürünün genetik yatkınlığı olduğu düşünülmektedir. Aile öyküsü olan bireylerde hastalığın gelişme riski daha yüksektir. Genetik faktörlerin yanı sıra, çevresel etmenler de hastalığın oluşumunda rol oynayabilir. Örneğin, mesleki pozisyonlar ve elin uzun süreli zorlanması, hastalığın seyrini etkileyebilecek önemli faktörlerdir.
Dupuytren kontraktürü, hastaların günlük yaşamında önemli zorluklar yaratabilir. Özellikle, elin kavrama yeteneğinin azalması, hastaların işlerini yaparken karşılaştıkları zorlukları artırır. Örneğin, yazı yazmak, telefon kullanmak veya eşyaları kaldırmak gibi basit aktiviteler bile zorlaşabilir.
Hastalar genellikle, elinde bir şey tutarken parmaklarının düzleşmediğini veya elini açarken zorluk yaşadıklarını bildirirler. Bu durum, hastaların sosyal yaşantılarını da olumsuz etkileyebilir. Özellikle el becerisi gerektiren meslek gruplarında çalışan bireyler için, bu durum iş performansını düşürebilir.
Hastalığın ilerlemesine bağlı olarak, parmakların hareket kabiliyetinin azalması, tedavi sürecini zorlaştırabilir. Bu nedenle, hastaların tedaviye başlama süreleri, hastalığın seyrini etkileyen önemli bir faktördür. Erken müdahale, hastaların daha iyi sonuçlar almasını sağlayabilir.
Bazı hastalarda, fizik tedavi ve rehabilitasyon programları, elin fonksiyonlarını korumak ve güçlendirmek için faydalı olabilir. Bu tür yöntemler, hastaların tedavi süreçlerinde önemli bir tamamlayıcı olarak öne çıkmaktadır. Fizik tedavi uzmanları, bireysel ihtiyaçlara göre programlar oluşturarak hastaların el becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilir.
Cerrahi tedavi, genellikle hastalığın ilerlemesi durumunda önerilmektedir. Bu tür durumlarda, hastaların cerrahi müdahaleye yönlendirilmesi için dikkatli bir değerlendirme süreci gerekmektedir. Hastaların cerrahiden elde edecekleri fayda, genellikle hastalığın ne kadar ilerlediğine bağlıdır.
Cerrahi müdahale sonrasında, hastaların iyileşme süreçleri de çok önemlidir. Bu süreçte hastaların, doktorun önerilerine uymaları ve rehabilitasyon programlarına katılmaları, ellerinin işlevselliğini geri kazanabilmeleri açısından kritik rol oynamaktadır. Hastalar, ameliyat sonrası erken dönemde fizik tedavi uygulamaları ile desteklenmelidir.
Dupuytren kontraktürü nün diabetes mellitus ( şeker hastalığı), sigara içme, kronik akciğer hastalıkları, stresli işlerde yoğun çalışma, epilepsi yada sık alkol alımı gibi durumlarla yakın ilişkisi olduğunu bildiren çalışmalarda bulunmaktadır.
Dupuytren kontraktürünün gelişim sürecinin anlaşılması, hastalığın önlenmesi ve tedavi yöntemlerinin belirlenmesi açısından önemlidir. Özellikle, risk gruplarındaki bireylerin düzenli muayenelere gitmeleri, erken tanı açısından kritik bir adım olabilir. Bu şekilde, hastalığın belirtileri ortaya çıkmadan önce müdahale yapılması sağlanabilir.
Bu hastalık; genellikle avuç içerisinde cilt altında bulunan palmar fasyanın fibrozisi ve kontraktürü sonucu parmaklarda hareket kısıtlılığına sebebep olur.
Elde yavaş ve sinsi ilerleyen bu hastalık; ilk başlarda ağrısız sert şişlikler ile başlamakta, ilerleyen zamanda da parmak hareketlerini kısıtlamaya , elini cebine sokamamaya sebep olup günlük hayatını devam ettirmesini zorlaştırır.
Çok ileri seviyelerde ise mevcut yapışıklıkların ilerlemesi ile; eldeki komşu sinir ve damarlarıda etkileyecek seviyelere ulaşabilmektedir.
Elde ciddi hareket kısıtlılığına neden olmayan hastalarda ilerlemeyi yavaşlatmak için; hekim kontrolünde enjeksiyon ve fizik tedavi denenebilir.

Parmakta hareket kısıtlılığı başladığında ise uygun cerrahi gerçekleştirilmelidir. Çünkü cerrahi müdehalede geciktirildikçe, cerrahi müdehaleden sonra bile fonksiyonel hareketli parmak elde etme şansı azalmaktadır.
Hastalar, Dupuytren kontraktürü belirtilerini fark ettiklerinde mutlaka bir uzmana başvurmalıdır. Erken teşhis ve tedavi, hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyebilir. Ayrıca, hastaların durumları hakkında bilgi sahibi olmaları ve sosyal destek almaları, tedavi süreçlerinde önemli avantajlar sunacaktır.
Dupuytren kontraktürü cerrahisinde, eldeki tendon , sinir ve damar yapılar dikkatli bir şekilde korunarak kısmi ya da tam palmar fasiyektomi ameliyatı ile hastaların ellerini fonksiyonel bir şekilde kullanabilmesi amaçlanır.
Dupuytren Kontraktürü Nasıl Gelişir?
Hastalığın temelinde, avuç içindeki bağ dokusunun anormal şekilde çoğalması ve kısalması yer alır. Bu süreçte:
- Avuç içinde sert nodüller (küçük yumrular) oluşur
- Zamanla bu nodüller kalın bağ dokusu bantlarına (kordonlara) dönüşür
- Kordonlar kısaldıkça parmaklar avuç içine doğru çekilir
Bu değişim genellikle yavaş ilerler ve yıllar içinde belirgin hâle gelir.
Hangi Parmaklar Daha Sık Etkilenir?
Dupuytren kontraktürü en sık:
- Yüzük parmağı
- Serçe parmak
daha nadir olarak ise:
- Orta parmak
- Baş parmak
üzerinde görülür. Hastalık tek elde başlayabilir ancak zamanla her iki elde de ortaya çıkabilir.
Kimlerde Daha Sık Görülür?
Dupuytren kontraktürü belirli risk gruplarında daha yaygındır:
- Orta ve ileri yaş bireyler
- Erkekler
- Aile öyküsü bulunan kişiler
- Kuzey Avrupa kökenli bireyler
Ayrıca diyabet, epilepsi ve uzun süreli sigara veya alkol kullanımı gibi durumların hastalıkla ilişkili olabileceği bilinmektedir.
Belirtiler Nelerdir?
Hastalığın erken döneminde genellikle ağrı olmaz. En sık görülen belirtiler:
- Avuç içinde sertlik veya ele gelen nodül
- Deride çekilme ve çukurlaşma
- Parmakların düz olarak açılamaması
- Elin masa üzerine tamamen düz konamaması
Hastalığın tanı aşamasında, doktorlar hastaların semptomlarını dikkatlice değerlendirir. Ayrıca, gerektiğinde ek testler de yapılabilir. Bu testler, hastalığın ne kadar ilerlediğini ve tedavi yöntemlerini belirlemek açısından önemli bilgiler sunabilir.
İlerleyen evrelerde parmak büküklüğü günlük yaşam aktivitelerini zorlaştırır.
Dupuytren Kontraktürü Neden Önemlidir?
Bu hastalık eklemleri değil, bağ dokusunu etkiler. Ancak ilerlediğinde:
- El fonksiyonlarında belirgin kayıp
- İnce motor becerilerde azalma
- Kavrama gücünde düşüş
gibi sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle erken tanı ve izlem önemlidir.
Bu bağlamda, Dupuytren kontraktürüyle ilgili farkındalığın artırılması, hastaların tedavi süreçlerine olumlu etki edecektir. Kamuoyunun bilinçlenmesi, hastalığın erken teşhisinin sağlanmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca, bu konuda yapılan araştırmalar ve bilinçlendirme etkinlikleri, hastalığın yaygınlığını azaltabilir. Eğerki bozukluk olduğunu düşünüyorsanız tedavilerimizi inceleyebilir daha detaylı bilgi almak için de iletişime geçebilirsiniz.






















Youtube Videolarım



